SELİM ŞİMŞİROĞLU yazdı…

Temmuz’un 16’sı, yani cumartesi sabahı kahvaltı için sözleşmiştik, birkaç gün önce telefonda. Fevzi ile son görüşmemiz olduğunu nereden bilebilirdim. Geleceğe dair umutları, hayalleri konuşmaya bile fırsat bulamadan, ne olduğunu anlayamadan 15 Temmuz gecesi hayatlarımız kırılma yaşadı. 27 Temmuz 2016 günü Fevzi Yazıcı ile birlikte birçok gazeteci arkadaşımızı gözaltına aldılar. Suçlamalara girmiyorum, çünkü itham edenler de biliyor masum olduklarını…

Fevzi ile dostluğumuz 20 yıl öncesine dayanıyor. Çobançeşme, Zaman gazetesinin eski binasında ilk karşılaştığımızda ikimiz de okulu yeni bitirmiştik. Mimar Sinan Üniversitesi Grafik Bölümü’nden dereceyle mezun olan Fevzi Yazıcı, tasarım alanında ne kadar başarılı olacağını o yıllarda hissettiriyor ve yıldızı parlıyordu. Önce Aksiyon dergisinde görsel yönetmen oldu. Sektörde tasarımlarıyla adından söz ettirmeye başladı. Tam o sıralarda 28 Şubat’ın karanlık bulutları ülkeye karabasan gibi çökmüştü. Zaman grubu büyük baskı altındaydı. Maddi manevi olumsuz bir süreçten geçiyorduk. Ülkede özgür bir çalışma ortamı bulmak imkânsızdı. O dönemde ani bir karar alan Fevzi, rotasını mesleğinde daha da ilerleyebilmek için yurtdışına çevirdi. Washington’a yerleşti. 1999 ve 2002 yılları arasında grafik çalışmalarına ABD’de devam etti. Ama sürekli irtibat halindeydik, sektördeki yeni gelişmeleri konuşuyor, fikir alışverişinde bulunuyorduk.

Ardından büyük bir projeyle Türkiye’ye döndü. “Selim, bu gazeteyi yeniden tasarlayıp, dünyanın sayılı ve referans yayınlarından biri haline getireceğiz. Ama gecemizi gündüzümüze katmamız lazım, soluksuz bir iş bu” dediğinde bu kadarını hayal etmemiştim doğrusu. Zaman, 2002 yılında yepyeni bir tasarımla Türkiye’de öncü bir rol üstlendi. Büyük beğeni topladı.

Dediği gibi, Zaman sıradışı dizaynıyla ülke sınırlarını aşmış, okurların ve sektördeki profesyonellerin beğenisini kazanmıştı. Katıldığımız yarışmalardan yüzümüzün akıyla ayrılırken birçok ödülle de adımızdan söz ettirmeye başlamıştık. 2007’nin başlarında medya gurubumuza İngilizce yayın yapan Today’s Zaman ve Sunday’s Zaman’ın eklenmesi yeni bir soluk getirdi ve tasarıma dair bir çok kulvarda büyük başarılar aralıksız devam etti. SND (Sociaty for News Design) gazete tasarımı alanındaki en önemli kuruluş, her yıl düzenlediği yarışmasında Zaman ve Today’s Zaman olarak ülkemizi temsil ediyor Türkiye’nin bu alanda gururu olmaya devam ediyorduk. Zaman; Boston Globe, Washington Post, New York Times, The Guardian gibi dünyanın en önemli yayın guruplarıyla aynı kategoride ismini zirveye yazdırmıştı.

Ama Fevzi Yazıcı durmadı;her zaman olduğu gibi yeni ufukları hedeflemişti ve bu tecrübenin ülkemizde genç kuşaklara aktarılmasının önemini vurguluyordu. “+1T Gazete Tasarım Günleri” bu motivasyonla yola çıktı. Gazetenin adeta bir ‘sosyal sorumluluk projesiydi’. Fevzi Yazıcı liderliğinde gazetenin tasarım ekibinin gecesini gündüzüne katarak ortaya çıkardığı program, 2006 yılında üniversite öğrencilerine yönelik olarak başladı. +1T, 10 yıl içinde Gazetecilik ve Tasarım heyecanı duyan yüzlerce üniversite öğrencisine mesleğin en ince detaylarını aktardı. Sektörde zirvedeki isimlerin gençlerle buluşmasına vesile olan bu projenin mimarı Fevzi Yazıcı, adeta usta-çırak ilişkisi anlamında mesleğin genç kuşaklarına ne kadar önem verdiğini somut bir şekilde göstermiş oldu. Gazetecilik ve tasarım alanında dünyada en önde gelen isimlerin de ülkemize gelerek üniversite öğrencileriyle bir platformda buluşmasını sağlayan bu proje gazeteye kayyım atanmasıyla sona erdi.

Takvim yaprakları 5 Mart 2016 gününü gösterdiğinde belki de hepimizin ailesinden daha fazla vakit ayırdığı gazetemizden daha doğrusu yuvamızdan kopmak zorunda bırakıldık. Zaman’dan ayrılan bir gurup Yarına Bakış adlı gazeteyle yeni bir başlangıcı hedeflerken, Fevzi bu kez farklı bir yönüyle –haftalık köşe yazılarıyla– okurun karşısına çıktı.

Bir yandan herkes gibi yaşadığımız travmayı atlatmaya çalışırken diğer yandan da günlük bir yayını ayakta tutma görevimiz vardı. O sıralarda kendi ofisinde tasarım çalışmalarına hız veren Fevzi’yi tecrübelerinden istifade etmek için aradığımda “Siz çok iyi yol alıyorsunuz, dilerseniz birikimlerimi yazarak size katkı sağlayabilirim” dedi ve kaleminin de ne kadar güçlü olduğunu kanıtladı. Salı günleri tasarıma dair ele aldığı yazıları soluksuz okunuyordu.

Yaraları sararak yol alıyorduk. Kolay değildi yaşananlar ve özgür basının ülkedeki baskı ortamında hayatını sürdürebilmesi. Kısa bir sürede toparlanıp arkada kalan arkadaşlarımızı da içine alabilecek projelere kafa yoruyorduk. Bütün acılara rağmen, Fevzi ile bir araya gelip motivasyonumuzu ayakta tutmaya çalışıyor “Nasıl yaparız da ‘Gazete Tasarım Günleri’ gibi, sosyal bir sorumluluk projesini tekrar hayata geçirebiliriz, bizden sonraki kuşaklara bu mesleğin sırlarını, tasarım ilkelerini, gazetecilik namusunu taşıyabiliriz?” diye kafa yoruyorduk ki, o talihsiz gece yaşandı.

15 Temmuz muamması sonrası gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklamalardan nasibini ödüllü tasarımcı Fevzi Yazıcı da aldı. Ne yazık ki Fevzi Yazıcı da parmaklılar arkasına gönderildi. Hiç kimse buna anlam verememişti, diğer arkadaşlarımızın tutuklanmasına olduğu gibi… 20 yılı aşan meslek hayatında dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile herkese örnek olan Fevzi, ne ile suçlandığını bilmeden dört duvar arasında mesleğinden, ailesinden ve arkadaşlarından koparıldı. Tüm vaktini ülkesini en iyi şekilde temsil etmeye kafa yoran dünyaca ünlü bir tasarımcı için özgürlüğünden bir an bile uzaklaştırılması sadece Fevzi için değil ülkesi için de büyük cezaydı. Bütün enerjisini ‘yaptığım her şeyi daha ne kadar güzel yapabilirim’ ilkesiyle tüketen bu insan, artık soğuk hapishane duvarları ile karşı karşıya.

Fedakârca çalışan, işine âşık, sorumluluk sahibi örnek bir meslektaş. Bunlar onu tanımlayacak sadece birkaç kelime. Fevzi’nin en sıkıntılı anlarda motivasyonumuzu zirvede tutmak için söylediği, “Umudumuzu, enerjimizi hiç kaybetmeyelim, asıl durduğumuz an kaybederiz ve acıları hissederiz” sözleri kulağımda çınlıyor.

Fevzi! Kardeşim, arkadaşım, meslektaşım. Umudunu hiç kaybetmiyorsun biliyorum, her zaman olduğu gibi etrafındaki zulme uğramış insanlara umut veriyorsun şimdi bile…

Adaletsizliğin son bulacağı ve tekrar buluşacağımız günlerin umuduyla…